Kayseri’de Soğuk Bir Akşam ve Karşıma Çıkan Köpek
Kayseri’nin akşamları zaten sert olur ama o gün sanki kış erken gelmişti. Rüzgâr, yüzümü keser gibi esiyor, nefesim buhar olup havaya karışıyordu. Cebimde ellerim, başım öne eğik yürüyordum. Yirmi beş yaşındayım ama bazen kendimi hâlâ çocuk gibi hissediyorum; özellikle yalnız yürürken.
O sokakta onu gördüm.
Siyah-beyaz bir köpek. İnce, zayıf ama gözleri… gözleri çok canlıydı. Bir şey arıyordu sanki. Korku mu, açlık mı, yoksa sadece bir insan bakışı mı bilmiyorum. Durup bakakaldım. İçimde bir şey sıkıştı. Bir yandan içgüdüsel bir çekinme, bir yandan açıklayamadığım bir acı.
Köpek bana doğru bir adım attı. Ben geri çekildim. Sonra kendime kızdım. Neden geri çekildim? O an aklımdan garip bir soru geçti:
Köpek İslam dininde haram mıdır?
Bu soru öyle havadan gelmedi. Çocukluğumdan beri kulağıma çalınan yarım yamalak cümleler, mahalledeki konuşmalar, büyüklerin “dokunma” uyarıları… Hepsi birikmişti içimde.
Ama o an, o soğuk sokakta, o köpeğin gözlerine bakarken hiçbir şey net değildi.
Sadece ben vardım, o vardı ve aramızdaki görünmez bir duvar.
İçimdeki Çocukluk ve Korku
Çocukken köpeklerden korkardım. Kayseri’nin arka sokaklarında bir iki defa havlayan köpekler yüzünden koşarak eve kaçtığımı hatırlıyorum. Annem “uzak dur” derdi, babam daha sert konuşurdu: “Sokak köpekleri bela olur.”
Ama büyüdükçe fark ettim ki korkuların çoğu öğrenilmişti. Kimse bana gerçekten bir köpeğin gözünün içine bakmayı öğretmemişti.
O gün o köpek bana bakarken, içimdeki çocukla yetişkin çatışmaya başladı. Bir yanım “uzak dur” diyordu, diğer yanım “bir şey yap” diyordu.
Elimi cebime attım. Bir parça ekmek vardı. Sabah kahvaltıdan kalma. Tereddüt ettim. Versem mi, vermesem mi?
O an zihnim yine aynı soruya döndü:
Köpek İslam dininde haram mıdır?
Bu soru, sadece dini bir merak değildi artık. Bir vicdan sorusuna dönüşmüştü.
Mahallede Fısıltılar: Köpek İslam Dininde Haram mıdır?
Ertesi gün mahallede bu konuyu açan ben oldum. Aslında niyetim konuşmak değildi ama bir şekilde laf döndü dolaştı ve konu köpeklere geldi.
Bakkalın önünde toplanmış birkaç kişi, çay bardakları, sigara dumanı ve ağır bir sohbet havası… Herkesin bir fikri vardı.
“Temiz değildir,” dedi biri.
“Bazıları evde bile besliyor,” dedi diğeri.
Ben ise sadece dinliyordum. İçimdeki soru büyüyordu.
Köpek İslam dininde haram mıdır?
Bu soruyu yüksek sesle sormadım ama bakışlarımda vardı. Bunu fark eden yaşlı bir amca bana döndü.
“Evlat, bu iş o kadar basit değil,” dedi.
O an sohbet biraz daha ciddileşti.
Cami Avlusunda Bir Sohbet
Akşamüstü caminin avlusuna gittim. Nedense içim oraya çekildi. Belki de net bir cevap arıyordum. Belki de sadece içimdeki karmaşayı susturmak istiyordum.
İmamı gördüm. Namaz sonrası birkaç kişiyle konuşuyordu. Bekledim. Sonra yanına yaklaştım.
Soru basitti ama içimde büyümüştü:
“Köpeklerle ilgili dinimizde kesin bir hüküm var mı?”
Bir an durdu. Gözlerime baktı.
İmamın Sözleri
“İslam’da köpek haram diye bir şey yok,” dedi sakin bir sesle. “Ama temizlik ve yaşam düzeniyle ilgili bazı kurallar vardır. Köpek bir canlıdır, yaratılmıştır. Ona zarar vermek de doğru değildir.”
O an içimde bir şey gevşedi. Sanki uzun süredir sıkı sıkıya bağlı bir ip çözülüyordu.
Ama yine de zihnim tamamen sakinleşmedi. Çünkü mesele sadece hüküm değildi. Mesele benim içimdeki duyguydu.
O köpeği hatırladım.
Soğukta titreyen bedenini.
Gözlerindeki o tuhaf umut kırıntısını.
Ve kendime itiraf ettim: Ben ondan korkmamıştım aslında. Onu anlamamıştım.
Bir Köpeğin Gözleriyle Değişen Bakış Açım
O gece yine aynı sokağa gittim. Belki orada olur diye düşündüm. Mantıklı bir açıklamam yoktu. Sadece içim beni oraya çekiyordu.
Ve oradaydı.
Bir duvar dibine kıvrılmış, başını patilerinin arasına gömmüş.
Elimde ekmek parçası vardı. Yavaşça yaklaştım. Kalbim hızlı atıyordu. Sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi hissediyordum.
Bir adım.
Bir adım daha.
Kaçmadı.
Sadece baktı.
Ve o bakışta ne din vardı ne korku vardı ne de insanlar vardı. Sadece açlık ve güven vardı.
Ekmek parçasını yere bıraktım.
Yaklaşmadı önce. Şüpheyle baktı. Sonra yavaşça geldi.
Yedi.
O an içimde garip bir sıcaklık yayıldı. Sanki yıllardır donmuş bir yer eriyordu.
İçsel Çatışma
Ama hemen ardından zihnim tekrar konuşmaya başladı.
“Doğru mu yaptın?”
“İnsanlar görse ne der?”
“Din açısından sınırları aştın mı?”
İşte o an fark ettim ki mesele köpeğin kendisi değildi.
Mesele benim içimdeki bölünmeydi.
Bir tarafım öğrendiğim şeylere sıkı sıkıya bağlıydı. Diğer tarafım ise gördüğüm gerçeğe inanmak istiyordu.
Köpek İslam dininde haram mıdır?
Bu soru artık basit bir cümle değildi. Bir hayat sorgulamasıydı.
Kayseri Sokaklarında Gece Düşünceleri
Eve dönerken hava daha da soğumuştu. Ellerim cebimde, kafam dolu dolu yürüyordum. Sokak lambaları sarı bir ışıkla kaldırımları aydınlatıyordu.
Kendi kendime konuştum.
“Bir canlıya yaklaşmak bu kadar zor olmamalı.”
Ama hemen ardından başka bir düşünce geldi.
“İnsanlar öğretileriyle yaşar.”
İkisi de doğru gibiydi. İkisi de eksik gibiydi.
Eve vardığımda pencereyi açtım. Dışarıdan gelen rüzgâr yüzüme vurdu. O köpeği düşündüm. Yediği ekmeği, gözlerini, çekingenliğini…
Ve içimde ilk defa net bir şey oluştu: Ben artık sadece söylenenlere değil, gördüklerime de inanmak istiyordum.
Belki de büyümek buydu.
Kesin cevaplar bulmak değil, sorularla yaşamayı öğrenmek.
O gece günlüğüme uzun uzun yazdım. Kelimeler birbirine karıştı ama hisler netti.
Kayseri’nin soğuğu camlara vururken içimde tek bir şey yankılanıyordu: bir köpeğin bakışıyla başlayan değişim.
Bu yazımızın sonunda sizi yalnız bırakmıyoruz; “Köpek islam dininde haram mıdır” hakkında aklınıza takılan her şeyi Poo üzerinden sorabilirsiniz.