1453’te Nasıl Yazılır? Bir İzmirli’nin Komik ve Düşündüren Yolculuğu
1453’te Yazmanın Zorlukları ve Akıl Sağlığımız
Hadi gelin, biraz geriye gidelim. 1453 yılına… Yani İstanbul’un fethinin olduğu, Osmanlı’nın tarih yazdığı yıllara. Tam olarak nasıl yazılır bu yıl? Yani 1453… Hadi bakalım, düşündüğümüzde gerçekten çok komik bir soru bu ama bir o kadar da düşündürücü. Çünkü 1453’te nasıl yazılır? Hadi biraz da esprili bir açıdan bakalım, çünkü bu soruyu sormak bile, bir yandan insanı gülümsetiyor, diğer yandan da kafanıza takılacak kadar düşündürücü bir hâl alabiliyor.
Şimdi, İzmirli bir genç olarak bu soruyu soranlara önce şaşkın bakarak cevap veriyorum: “Vallahi ben 1453’te ne yazılır, nasıl yazılır, hiç bilmiyorum, ama 2025’te bu soru soruluyor, demek ki bir şeyler yanlış gitmiş!” Ama bakın, ciddi düşünmeye başladım. Acaba 1453’te nasıl yazılırdı? Yani yazı dili nasıldı, nasıl bir atmosfer vardı? Tükenmez kalem ve bilgisayarlar falan yoktu, o yüzden 1453’te bir şeyler yazmanın zorluklarını düşünmek insanı hayretler içinde bırakıyor.
1453’te Kalem mi, Kuş Tüyü mü?
Şimdi bu soruyu bana sorsalar, cevap verecek kadar cesur olamam! Hani bir yanda Osmanlı’daki yazı kültürüne göz atınca, bir de “yahu, yazmak dedikleri şey aslında nasıl bir şeydi?” sorusu aklıma gelir. Hani ben şu anda klavye üzerinden yazarken bile yanlış tuşa basıp metni kaybetme korkusuyla yaşıyorum, 1453’te bir sayfa yazmanın ne kadar meşakkatli olduğunu düşünmek bile biraz ürkütücü. Hem de ben bu yazıyı hazırlarken tam 5 kere klavye hatası yüzünden harf silip yeniden yazdım. Peki, 1453’te bir şey yazan adam ne yapıyordu? Kağıdı yere düşürdü, tükenmez kalemi kaybetti, daktilo vardı mı? Yoktu tabii ki! Kalem yerine kuş tüyü kullanıyorlardı, bir de o tüyi temiz tutacak bir yere nasıl koyduklarını düşünsenize! “Bunun tüyü uçtu, ama yazacağım!”
1453’te Nasıl Yazılır? Bir Diyalog
Bir gün, arkadaşım Mert ile bu soruyu tartışıyorduk. (Evet, arkadaşım Mert, her konu hakkında fikri olan bir insan ve her an bir diyalog başlatabilir. Bugün de “1453’te nasıl yazılır?” diye bir konu açtı. Gerçekten, ben de buna karşılık vermek zorundaydım.)
Mert: “Bence 1453’te yazmak falan çok zor olurdu. O zamanlarda sosyal medya falan yoktu, nasıl paylaşırdın yazdığını? Yani Facebook, Instagram mı? Hadi ya, adamlar yazdığı yazıyı duvara mı asıyordu?”
Ben: “Aman Mert, sosyal medya olsa bile, 1453’te ‘Like’ alma derdiyle kim uğraşır ki? İstanbul’un fethinden sonra ‘Fetih 1453’ filmi vardı ama o zamanlardan önce de ‘Tarihe damga vurdum’ havası vardı, biz bile hatırlıyoruz!”
Mert: “Evet, ama şimdi bak, o zaman ‘Hashtag’ vardı mı? Bunu yazınca diyecekler ki: ‘Hangi 1453’ yazıyorsun?’”
Ben: “Yani işte tam da bu, 1453’te nasıl yazılır sorusu böyle başlıyor. Bugün ne kadar kolay, bir tıkla yayabiliyoruz ama o zamanlar öyle bir şey yoktu. Osmanlı Padişahı II. Mehmet’in ‘Fetih’ yazısını, bildiğin elle yazmış olabilir. Çıkıp dedi ki: ‘Beyler, biz İstanbul’u alıyoruz. Bunu yazmamız lazım.’ Ama orada bile ‘Ne yazayım? Şimdi burada ne yazılır ki?’ derken belki de fikir sıkıntısı çekiyordu!”
1453’te Yazmanın Zorluğu ve Günümüz
Günümüzde ise işler biraz daha kolay. İnstagram’a “1453’te nasıl yazılır?” gibi bir post atarsam, yorumlar ve beğeniler 5 dakikada gelir, bir de takılmalar başlar. Ama 1453’te yazmak, o zamanın padişahı olsanız bile, çok daha farklı bir sorumluluktu. Her kelimenin anlamı, her cümlenin, her yazının tarihi bir değer taşıdığı bir dönemde, yazmak herhalde bugünden çok daha değerliymiştir. O yüzden “1453’te nasıl yazılır?” sorusunun aslında içsel bir derinliği var. Ben bile şu an bilgisayarımda birkaç saniyede yazıyı bitiriyorum ama bir 1453’lü olsaydım, her harfi özenle yazıp, yanlış yazmamak için dikkat ederdim.
Sonuç: 1453’te Yazmak Gerçekten Zordu
Sonuç olarak, 1453’te nasıl yazılır sorusu, sadece bir dil bilgisi ya da tarih bilgisi değil, aslında bir düşünme biçimi. Biz bugün, her türlü yazılı kaynağa, teknolojiye kolayca ulaşabiliyoruz. Oysa 1453’te yazmak, çok daha zorlu, bir o kadar da değerli bir işti. Bugün, bir tweet atarak birkaç saniyede “yazı” paylaşıyoruz. Ama o günlerde, her yazı, her harf büyük bir özen ve emek gerektiriyordu. Sonra ben bu yazıyı bitirirken düşündüm, belki de 1453’te yazmak, bizim düşündüğümüzden çok daha zor ve aynı zamanda çok daha değerliydi. O yüzden bugünün rahatlığında bile “1453’te nasıl yazılır?” sorusunu sorarken, biraz nostaljik düşünmemiz gerekiyor.