Taammüd Nazariyesi: Bir Yanılsamanın Peşinden
Bir Sabahın Gölgesinde
Bir sabah, Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, aklımın derinliklerinde bir şeyler kayıyordu. Bütün şehir, tıpkı her sabah olduğu gibi, yavaşça uyanmaya başlıyordu. Ancak ben, kalbimden geçen bu huzursuz düşünceyi unutamıyordum. Belki de bunu tam olarak tanımlayamıyordum, ama içimde bir şey vardı: bir duygu, bir izlenim… bu günün, diğerlerinden farklı olacağına dair bir his.
Böyle günlerde, bazen bir şeylerin üstünü örtmeye çalışırsınız; ama o his, bir şekilde, parmaklarınızın ucuna gelir ve kaybolmaz. Her şey normal görünüyor: yürürken insanlar, arabalar, alışveriş yapanlar. Ama bir gariplik var. Kendimi bir filmde gibi hissettim, her şey aşırı net, her şey biraz fazla planlı. O zaman “taammüd nazariyesi” diye bir şey okumuştum. Ve evet, o an ne olduğunu birdenbire fark ettim: Bu dünya, bazen sadece bizim hayal gücümüzün ve beklentilerimizin yarattığı bir yanılsamadan ibaret olabilir mi?
Hayatın Dönüm Noktası
Bir hafta önce, annemle eski bir fotoğraf albümünü karıştırırken, 10 yıl önceki o sabahı hatırladım. O sabah, hayatımın en garip dönüm noktalarından biriydi. Annem, bana yeni bir okula başlayacağımı söylemişti, ama o sabah sanki her şey bir kaza sonucu olmuş gibiydi. O zaman anlamamıştım ama şimdi, Taammüd Nazariyesi’ni düşündükçe, her şeyin, o sabahın, bir şekilde istendiği gibi olmasının, bir tür planın parçası olduğunu fark ettim.
Taammüd nazariyesi derken, burada kastettiğim şey aslında çok basit: İnsanlar, bazen hayatta yaşadıkları tüm deneyimleri, olayları, bir tür “isteyerek” yaratırlar. Bu, düşündüğünüzden çok daha fazla gerçekleşiyor. O sabah, o adımı atmam, o okulun kapısını çalmam, belki de sadece bilinçaltımın verdiği bir karardı. Tıpkı bir oyuncunun sahnede ne yapacağını önceden bilmesi gibi, her şey bir tasarımı andırıyor.
Aşkın Taammüdü
Günlerden bir gün, Yasin’le karşılaştım. Bir kafede otururken, gözlerimizin kesiştiği o an, bir şeyler hissettim. O anda, kalbimde bir yankı oldu. Yasin bana gülümsedi, o gülüş o kadar tanıdıktı ki, sanki yıllardır tanıyormuşum gibi bir şeyler uyandı içimde. Fakat, bu gülüş sadece “ilk görüşte aşk” değildi. Gözlerindeki anlam, bana bir şeyleri anlatıyordu. Fakat o da ne? O kadar yavaş ve temkinli bir şekilde yaklaşıyordu ki, bu kararı kimse başka bir şekilde veremezdi gibi hissettim.
Taammüd nazariyesi burada da devreye girdi. Ne kadar anlamsız görünse de, belki de o an için hayatımda Yasin’e olan bu karşılık verilmişti. Ama şimdi düşündükçe, o karşılık, belki de her zaman vardı. Kim bilir, belki de yıllarca gözlerindeki o anlamı arıyordum ve ona bu kadar yakın olmam, içimde bekleyen bir kararın sonucu olabilir miydi?
Bir Kapanış Anı
O anları, o sabahları, o gülüşleri hala hatırlıyorum. Gerçekten, bazen insanın hayatındaki her şeyin tek bir an için yerli yerine oturduğu bir an vardır. Bazen küçük şeyler birleşir, büyük bir anlam oluşturur. Ve işte o anlam, taammüd nazariyesinin tam da tanımladığı şeydir: Bir şeyin, biz fark etmeden, bize doğru gelmesi. Kimi zaman buna bir içgörü deriz, kimi zaman ise sadece doğru zaman ve doğru yer diyebiliriz.
O sabahı hatırladıkça, başıma gelen her şeyin, bir şekilde, o an için, kendi kendini hazırladığı bir yanılgı olduğunu fark ediyorum. Taammüd nazariyesi aslında sadece hayal gücümüzün değil, hayatımızın her anında bizi yönlendiren bilinçaltımızın bir yansımasıdır. Birçok şeyin farkında olmasak da, yaşadığımız her an, aslında bizi yönlendiren bir planın parçasıdır.
Bu yüzden, bazen hayal kırıklıkları, bazen sevinçler… hepsi bir bütünün parçasıdır. Ve belki de her şeyin, bir şekilde bizim için en doğru şekilde olduğu andır.