Okul Öncesinde Hangi Değerler Verilir? Bir Çocuk Gibi Öğrenmek
Kayseri’de küçük bir semtte, sabahın erken saatlerinde güne başlamanın verdiği o huzurlu sakinlik vardır. Sadece kuşların cıvıltıları, bazen de uzaktan gelen sabah ezanıyla uyanır insan. Bir gün, uzun zaman önce, çocukluk anılarımı karıştırırken bir sahne gözümün önüne geldi. O anı hatırladım ve birden fark ettim ki, okul öncesi yıllarda öğrenilen değerler hayatımızı nasıl şekillendiriyor. Okul öncesi eğitimde verilen değerler, aslında ilk adımlarımızı atarken bize yön gösteren rehberlerimiz gibiymiş. Şimdi, 25 yaşımda, bugüne kadar öğrendiklerimi düşündüğümde, küçük bir çocuğun nasıl büyüdüğünü gözlemlemek beni duygulandırıyor. Çünkü okul öncesi yıllarda kazandığımız değerler, hayatın her anında karşımıza çıkıyor.
Bir Oyun Bahçesinde İlk Adımlar
O zamanlar, Kayseri’nin dar sokaklarından birinde, annemle el ele tutuşup okula gitmeye başladığımda, bana verilen ilk değerlerden biri “yardımlaşma” idi. Okul öncesinde arkadaşlarım ve ben, oyun bahçesinde bazen bir topu paylaşmakta zorlanırdık. Bir çocuk, diğerine topu vermezdi, çünkü onun da oynamak istediği bir hak olduğunu kabul etmek zordu. Bir gün, öğretmenimiz, tüm çocukları topladı ve basit ama derin bir şey söyledi: “Birlikte oynamak, paylaşmak, sadece topu değil, zamanı da birlikte geçirebilmek çok değerli.” O kadar basitti ki, ama benim küçük kafamda bu kelimeler çok büyük bir yer etti. Öğretmenim, o kadar doğal bir şekilde yardım etmek, paylaşmak ve başkalarını anlamak gerektiğini anlatıyordu ki, insanın buna ne kadar erken başlaması gerektiğini anladım.
O günden sonra, topu kucaklayan çocuk, topu diğerine verirken biraz daha kolayca gülerdi. O küçük an, bana çok şey öğretmişti. Yardımlaşma ve paylaşma, okul öncesi dönemde kazandığım değerlerden ilkiydi. Bir çocuğun dünyasında küçük bir top, belki de en değerli şeydi ama o anı paylaşmak çok daha kıymetli hale gelmişti. Bunu yaşarken çok heyecanlıydım, çünkü fark ettiğim şey şuydu: Bu değer, sadece bir oyun değil, bir hayat dersi gibiydi. O an, hayatı daha kolay ve anlamlı kılacak küçük bir ipucu gibiydi.
Hayal Kırıklığı ve Empati
Bir başka hatırladığım anı da, okul öncesi yaşantımın bir dönüm noktasıydı. Bir gün, sınıftan bir çocuk, oyun saatinde oyuncaklarını başkalarına vermek istemedi. Diğer çocuklar üzülmüş, biraz sessizleşmişti. Öğretmenimiz, bizim gibi çocukları sakinleştirmek için bir süre sessiz kalıp sonra “Empati, başkalarının duygularını anlayabilmektir. Bazen kendi isteklerimiz ön planda olabilir ama başkalarının da duyguları, ihtiyaçları vardır. Empati yaparak, birinin kendisini değerli hissetmesini sağlayabiliriz.” demişti. O anın hayal kırıklığı içinde, aslında ne kadar önemli bir değeri öğrendiğimi fark ettim. Başkalarının üzülmesini görmek, o an bana da acı vermişti. Ama öğretmenimizin sakin tavrı ve söylediği kelimeler, bir çocuğun kalbinde ne kadar derin bir etki bırakabilir, bunu o an daha iyi anladım.
Empati, okul öncesi dönemde öğrenilmesi gereken en önemli değerlerden biriydi. Bugün hala küçük bir çocuğun üzülmesi, onu anlamak, ona yardımcı olmak, bana aynı hisleri getiriyor. Bu, okulda öğrenilmesi gereken değerlerin hayatın her alanına nasıl sirayet edebileceğinin en net örneğiydi. Her ne kadar o zamanlar sadece bir oyuncak için üzülmüş olsam da, aslında çocukluktan yetişkinliğe giden yolun ilk taşlarıydı bu anlar. Empati, sadece kendi hislerimizi değil, başkalarının da duygularını anlama yetisi kazandırıyordu. Ve bu, hayatta bize her zaman yol gösterecek önemli bir pusula oldu.
Umut ve Gelecek
Bugün, çocukken öğrendiğimiz değerlerin, yetişkinlikte nasıl şekillendiğini görüyorum. Yardımlaşma, empati, paylaşma… Bunlar, okul öncesi yıllarda kazandığımız o küçük ama derin değerlerdi. Şu an Kayseri’de, bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken, her gün bu değerlerin hayatımı nasıl yönlendirdiğini bir kez daha fark ediyorum. Belki de bu yüzden okul öncesi eğitimde verilen değerlerin, bir çocuğun hayatını nasıl dönüştürdüğünü anlamak o kadar önemli. Onlar, sadece bir oyun bahçesinde oynadığımız anlarla sınırlı değil; bu değerler, hayatın her anında bizimle birlikte büyüyor.
Herkesin çocukluk yıllarında yaşadığı anlar farklıdır ama ben hala o küçük topu paylaşmanın verdiği mutluluğu hatırlıyorum. Çünkü okul öncesinde öğrenilen değerler, sadece o anı değil, tüm bir hayatı şekillendiriyor. Yardımlaşmanın, paylaşmanın, empati yapmanın önemini bir çocuğun öğrenmesi, o çocuğun dünyasını daha güzel, daha adil bir hale getirebilir. Bu yüzden, okul öncesi eğitim, aslında hayatı daha doğru, daha anlamlı yaşamak için en önemli adım. Belki de biz yetişkinler, okul öncesinde kazandığımız değerleri unutmadan, her anı biraz daha paylaşarak, biraz daha empati kurarak yaşamalıyız.